Yapı Eğitimi Bölümleri - Hasan Hüseyin Akkurt




Yapı  Eğitimi bölümü Fırat Üniversitesinin eski ve gözde bölümlerinden biri olmakla beraber çalışma alanında oldukça geniştir.Yapının her alanıyla ilgilenir.Bina.kara yolları baraj gibi su yapıları v.s. gibi bir çok alanla ilgilenmektedir.Bölümde her ders uygulamalıdır ve başarı imkanı genel olarak orta derecelidir.Bununla ilgili olarak ahşap ve kargir atölyeleri örnek verilebilir.Sonuçta ahşabın ne olduğunu nasıl bir malzeme olduğunu nasıl kullanılacağını bilmeyen birisi nasıl çatı v.s çizebilir yada duvarın nasıl örüleceğini bilmeyen birisi nasıl duvar örebilir.Düşünürsek çok zor görünen fakat çok zevkli bir bölüm.Yapı öğretmenliği ve Yapı ressamlığı öğretmenliği olarak iki bölümden oluşmaktadır.Yapı öğrt. Bölümü inşaat mühendisliği ile benzerlik gösterirken Yapı res.öğrt. bölümü daha çok mimarlıkla benzerlik gösterdiginden tamamen tasarım ve çizime dayanmaktadır.Bayanların da ilgi gösterdigi bu bölüm önü açık ve geleceği parlak bir bölümdür.




Sonuçta insanoğlu yaşamaya devam ettiği sürece çeşitli yapılara ihtiyaç duyacaktır...


Yakamoz - Veysel Tunç


Gözler bitap düşmüş
Sözler acı bir hitap,
Okyanuslar girdap…
Bense yakamoz, kurtar!

Bazen bir sahil kenarında yakamoza bakarken derinden bir ah! Çekersiniz. Yalnızlıktır ya yakamoz, hüzün sarmıştır her yanınızı ve gözleriniz ağlamaklı olur.
Yıllarca şarkılara, şiirlere konu olan yakamoz, bir çok sanatçı ve şairin ilham kaynağı olmuştur.
Peki bu muazzam doğa olayı nasıl gerçekleşir hiç düşündünüz mü? Çıplak gözle görülmeyecek kadar küçük plankton denilen canlıların deniz yüzeyinde ışığı yansıtarak bu güzel doğa olayını oluştururlar.
İyi ki varsın plankton! Ama Asıl anlatmak istediğim bunun bilimsel yönünden çok duygusal yönü olmuştur. Neden yakamoz yalnızlığı anımsatır insana? Bence uçsuz bucaksız ve bir o kadarda karanlık su kütlesinin içinde tek başına olmasına rağmen, inatla parlayarak ben burdayım! Diyerek yalnız olduğunu haykırmasındandır.Ana tema yalnızlık olduğundan seyir anında mutluluk ve hüzün karışımı duygular sarar benliği. Mutluluk diyorum; çünkü yalnızlık bazen mutlulukta verebilir. Burada karşılıklı tatmin söz konusudur.
Yakamoz bir an bile olsa yalnızlıktan kurtulmuştur, seyircide yalnızlığına derman bulmanın sevinci içindedir.
Her seyrinizde derman bulmanız ümidiyle…

Yakamozun hücrelerine teşekkürler!
Veysel Tunç

5 Yıl Bıkmadı, Biriktirdi...

Elazığ'ın Keban ilçesinde genç bir kız, çevre kirliliği yaratmaması için 5 yıl boyunca kullandığı plastik şişeleri biriktirdi.

Fırat Mahallesi'nde ailesiyle birlikte oturan 25 yaşındaki Şenay Fırat'ın 29 büyük boy poşette biriktirdiği plastik şişeler, Elazığ Belediyesince geri dönüşüm tesislerinde değerlendirilmek üzere teslim alındı.

Şenay Fırat, 5 yıl önce televizyonda plastik maddelerin doğada yok olma süresinin çok fazla olduğunu öğrendiğini, ailesinin de desteğiyle çevre kirliliği yaratmaması için satın aldıkları yağ, kola, deterjan gibi maddelerin boş plastik şişelerini evde saklamaya başladığını söyledi.

Malzemeleri, büyük boy poşetlere koyarak evin çatısında saklamaya başladığını anlatan Fırat, şöyle konuştu:''Satın aldığımız malzemelerin pet şişelerini plastik olmalarından dolayı çevreye zarar vermemesi, ileride geri dönüşümü olur düşüncesiyle 29 büyük boy poşette biriktirdim. Amacımız çevreye zarar vermemek. Böyle bir birikimle biz çevremizi korurken bir ailenin bu süre içinde çevreye ne kadar zarar verebileceğini siz düşünün. Biz çevremize sahip çıkarsak ve çevremizi ne kadar çok korursak bizim o kadar karımız olur.''


GERİ DÖNÜŞÜM İÇİN TESLİM ALINDI
Fırat, gazetelerden Elazığ Belediyesinin katı atık geri dönüşüm tesisi kurduğunu öğrendiğini, çevresinin de katkısıyla belediyeye ulaştığını belirtti.
 
Belediye ekiplerinin, çevrenin kirlenmemesi için topladığı plastik malzemeleri bir kamyonla gelip teslim aldıklarını ifade eden Fırat, ''Emeğim boşa gitmediği için çok sevinçliyim. Malzemeler için hiç bir bedel almadım. Çevre adına güzel bir şeyler yapmamın mutluluğu yeterli'' dedi.

Elazığ Belediyesi ''Beyaz Masa 153 Sizin Sesiniz'' birimi sorumlusu Kenan Özdemir ise Keban'da bir vatandaşın böylesi duyarlılıkla pet şişe topladığını öğrendiklerinde çok mutlu olduklarını söyledi.

Özdemir, kendi mücavir sınırları dışında bölgelere müdahale edemediklerini, ancak verilen bu emeği karşılıksız bırakmamak için biriktirilen pet şişeleri belediye görevlilerinin teslim alarak, geri dönüşüm tesislerine ulaştırdıklarını kaydetti.

"Danimarka Tarafsızlığını Kaybetti: Hükümsüzdür"

İklim Zirvesi'ni takip eden gençlerin kaleminden: "Medyaya sızan politik bildirge, nam-ı diğer “Danimarka Metni” iklim zirvesinin kapalı kapılar ardındaki yüzünü gösterdi ve şüpheci aktivistleri haklı çıkardı..."

Dedikodular gerçeğe dönüştü. Geçtiğimiz günlerde basına sızan ve Danimarka Hükümeti tarafından hazırlandığı kaydedilen “politik bildiri”, zengin ve gelişmiş ülkelerin Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nden kapsamlı ve hukuken bağlayıcı bir anlaşma değil politik vaatler içeren içi boş bir metinle eve dönmeye çalıştıklarının kanıtı oldu.



Özellikle Güney ülke delegelerinin ve sivil toplum temsilcilerinin tepkisini çeken metnin başlığı Kyoto Protokolü’nün altının oyulmaya çalışıldığını açıkça belirtiyordu: “Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi – Kopenhag Antlaşması”. Bu metin, Kyoto Protokolü’nün çizdiği “sanayileşmiş ülkeler ve diğerleri” sınırını yok sayıp yerine en az gelişmiş ülkeler haricindeki tüm ülkeler için yüzdeye dayalı salım azaltım hedefleri öngören bir yaklaşım öneriyor. Metin ayrıca, normalde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında Ek-1 taraf ülkeleri dışındaki ülkelere sağlanması öngörülen finansal ve teknolojik yardım tedbirlerinin, yeni anlaşma ile birlikte ülkelerin kompleks salım izleme önkoşullarını sağladığı oranda bu tedbirlerden yararlanmasını öngörüyor. Hali hazırda oluşmuş müzakere bloklarının yeniden şekillenmesi ve zaten görece olarak zayıf olan az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ellerinin daha da zayıflatılması ile sonuçlanabilecek bu süreç taraflardan sert tepkiler aldı.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekretaryası, bu metnin basına sızmasından doğabilecek güvenilirlik kaybını engellemek adına bir bildiri yayınladı. Sekretarya Başkanı Yvo de Boer, taslak metinin Danimarka Başbakanı tarafından sunulan bir karar önerisi olduğunu belirtti ve metnin müzakere sürecinde herhangi bir resmiyetinin bulunmadığını yineledi.
 
Fakat taslak hakkındaki tüm bu açıklamalar, Güney ülkeleri delegelerinin kızgınlığını dindirmedi. G77 ve Çin müzakere bloğunun (132 ülkeyi temsil ediyor) Sudan’lı sözcüsü Lumumba Di-Aping, Danimarka Başbakanı Lars Lokke Rasmussen’in tarafsızlığını kaybettiğini ve dahası zengin ülkeleri koruma yanlısı olduğunu açıkça gösterdiğini söyledi. Bunun yanı sıra, “Pan Afrika İklim Adaleti İttifakı” üyelerinin sert protestosu müzakerelerin yapıldığı salonda yankılandı: “Sıcaklık artışını 2 derecede sınırlamak intihardır! Sadece bir Afrika var ve artış 1 derece ile sınırlanacak!”.


Metin hakkındaki eleştiriler yalnızca metnin içeriği ile ilgili değil hazırlanış yöntemi ile de ilgili. Kopenhag’da bir demokrasi açığı söz konusu. Taraflar Konferansı (COP) Sekretaryası, Birleşmiş Milletler karar alma mekanizmalarını by-pass etmekle suçlanıyor. Friends of the Earth (Dünya’nın Dostları) Malezya şubesi Onursal Sekreteri Meena Raman “Sızan Danimarka Metni, Birleşmiş Milletlerin demokrasi prensibini hiçe saymakla kalmayıp, müzakerelerin az kalsın sona ermesine neden olacaktı. Danimarka’lılar kapalı kapılar ardında birkaç seçilmiş ülke temsilcileri ile beraber bu metni hazırlarken, tüm dünyanın ev sahibi ülkeden
beklentisinin tam tersini yaptılar.” şeklinde konuştu.

Eleştirilerin kesiştiği nokta iklim adaleti noktası. Müzakerelerin başlangıç noktasının gelişmiş ülkelerin tarihsel sorumluluklarının kabul ettiği nokta olması ve bu ülkelerin iklim değişikliğinden en az sorumlu fakat en fazla etkilenecek ülkelere karşı iklim borçlarını ödeyecek adımlar atması gerekliliğinin altı çiziliyor.
Türkiye’nin bu metin karşısındaki tavrına dair herhangi bir ipucu yok. Sessizce ölmeyeceğiz diyen ülke delegelerine karşılık sessizce bekleyen Türkiye tarafının rengini bakalım ne zaman görebileceğiz.

Bizler sürecin takipçisiyiz. Yüzbinler ile beraber…

Kaynak Ntv

Minik Tuvalu Devlere Karşı Hakkını Arıyor

Kopenhag’dan çıkacak anlaşmanın yasal bağlayıcılığı olmasını isteyen Tuvalu, görüşmelerin askıya alınmasına neden oldu.

Tuvalu, Avustralya yakınlarında bir ada ülkesi. Yaklaşık 11 bin kişilik nüfusuyla Birleşmiş Milletler’e üye olan en ufak ülkelerden biri. Demokrasiyle yönetiliyor ve ülkede yalnızca 700 telefon hattı bulunuyor.

ABD’nin 27’de biri, Çin’in ise 120’de biri nüfusa sahip bu minik ülke büyük bir cesaretle Kopenhag’da bu devlere karşı durdu ve iklim zirvesinde devam eden görüşmelerin durmasına neden oldu. Amacı, ABD gibi büyük ülkeler tarafından sulandırılmaya çalışılan Kopenhag anlaşmasının “yasal bağlayıcılığı olan bir anlaşma” olarak kalmasını sağlamak, çünkü bu gerçekleşmezse Tuvalu, Fiji, Trinidad ve Tobago veya Kiribati gibi tamamıyla sular altında kalacak ve yok olacak. Zaten bugün birçok insan iklim değişikliğinin yarattığı sonuçlar nedeniyle ülkeden göç etmek zorunda kalıyor.

Greenpeace Akdeniz Enerji ve İklim Kampanyası Sorumlusu Hilal Atıcı’ya göre ABD’nin derdi Kyoto’da belirlenen yasal bağlayıcılık durumunu politik bağlayıcı bir anlaşmaya dönüştürmek: “Bu sayede anlaşmayı hiçbir yaptırımı olmayan, içi boş bir anlaşmaya çevirmeye çalışıyorlar. Oysa sorumluluklar Tuvalu’nun da haklı olarak talep ettiği gibi genişletilmeli ama ülkelerin kendi keyfine bırakılmamalı.”

Türkiye’nin yasal bağlayıcılığı olan bir anlaşmaya dair duruşu ise henüz belli değil. Fakat son strateji belgesinde hiçbir indirim sorumluluğu belirlememesi ve sadece belli alanlarda zayıf NAMAs (Ulusal Uygun Azaltım Eylemleri) önerileri sunmuş olması, aynı hatayı Türkiye’nin de yaptığını gösteriyor.

Başbakan Erdoğan Özür Diledi!

2020 yılında, Başbakan Erdoğan, 2009 Kopenhag İklim Zirvesi'nde gerekli kararları almadıkları için özür dilerken.


İklim değişikliğiyle mücadelede Kyoto Protokolü’nden sonraki dönemin anlaşma zeminini oluşturacak Kopenhag Zirvesi öncesinde Greenpeace Akdeniz Başbakan Erdoğan’ı zirvede aktif bir rol oynamaya çağırdı. Kopenhag havaalanında dünya liderlerinin 2020 yılındaki hallerini billboardlara taşıyan Greenpeace aynı tasarımı Başbakan Erdoğan için de hazırladı.
Başbakan Erdoğan'ı Kopenhag’da 18 Aralık’ta bir araya gelecek yüzün üzerinde devlet başkanının arasında görmek istediklerini söyleyen Greenpeace Akdeniz Enerji ve İklim Kampanyası Sorumlusu Hilal Atıcı, Başbakan'ın iklim değişikliğiyle mücadelede üzerine düşen sorumluluğu almak zorunda olduğunu ve gelişmiş ülkelere Kopenhag’dan yasal anlamda bağlayıcı bir anlaşma çıkması için baskı yapması gerektiğini belirtti: "Geleceğimizin karara bağlanacağı bu tarihi dönemeçte dünyanın en büyük 17. ekonomisi olarak Türkiye’nin de oynayacağı büyük bir rol olmalı”.
Kopenhag’dan başarılı bir anlaşma çıkması için gelişmiş ülkelerin iklimi değiştiren gazların salımlarını 1990 seviyesine oranla en az yüzde 30 azaltma taahhüdünü vermeleri gerekiyor. Türkiye ise Kyoto Protokolü dahil bu konuda şimdiye kadar hiçbir sorumluluk almadı ve seragazı salımları 1990’dan bu yana iki kattan daha fazla artış gösterdi. Bu tehlikeli artışın durdurulması, gelişmekte olan bir ülke olarak Türkiye’nin 2020 yılında beklenen salımlarının en az yüzde 30 altına düşmeyi taahhüt etmesine bağlı.


klim için, geleceğimiz için “van minüt”

Atıcı gelinen noktada hiçbir şey yapmadan bekleme lüksümüzün olmadığını söyledi: "İklim değişikliği gibi ciddi bir meselede Erdoğan, sessizce oturmaya devam edip on yıl sonra bizlerden özür mü dileyecek, yoksa bu kez iklim değişikliğinden en büyük zararı görecek dünyanın fakir halkları ve kendi ülkesinin geleceği için güçlü bir “van minüt” mesajı mı verecek?”
Greenpeace’in üç aydan uzun bir süredir yürüttüğü “iklim için van minüt” kampanyasına karşılık Erdoğan hala Kopenhag’ın seyrine yönelik hiçbir açıklama yapmayan birkaç liderden biri olma kararlılığını sürdürüyor.
Greenpeace bugüne dek “iklimicinvanminüt.org” sitesi üzerinden ve sokak çalışmalarıyla 30 binden fazla imza toplamış ve Başbakan Erdoğan’ı Kopenhag’a gönderecek dev bir uçak bileti hazırlamıştı. Ayrıca, kendisine de bu talepleri dile getiren bir mektup göndermiş ve görüşme talebinde bulunmuştu.

Küresel Isınmaya '20 İlaçlık Reçete'

The Sunday Times Gazetesi 7 Aralık'ta Kopenhag'ta başlayacak İklim Zirvesi öncesi küresel ısınmaya karşı 20 maddelik bir çözüm listesi yayımladı.

İnsanlık birçok farklı yönetmle doğaya zarar vermeye devam ederken üzerinde yaşadığımız Dünya alarm vermeye ve uyarılarına devam ediyor.
Uyarıların gözardı edilmeyecek boyutlarda olması dünya liderlerini 7 Aralık'ta başalyacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Zirvesi'nde biraraya getiriyor.
Zirve öncesi İngiliz The Sunday Times gazetesi Dünyamızın kurtarılması için 20 yıl adlı bir liste açıkladı.

Getirilen önerilerin hepsi şu an sahip olduğumuz teknolojiyle yapılabilir ve uygulanabilir olmasıyla dikkat çekiyor. İşte Dünyayı kurtaracak liste;
1)Güneş Enerjisi
Güneş , doğayla en barışık enerji kaynağı olmaya devam ederken bu kaynağı en çok kullanan ülke ise İspanya. Sevilla yakınlarında kurulan tesiste 600'den fazla hareketli ayna bulunacak ve elde edilen enerji 15 saat boyunca erimiş tuz molekülerinde depolanabilecek. Güneş enerjisinin depolanabilmesi için geliştirilen bu teknikle 25 bin eve elektirik sağlanabilecek. Tesis 2011 yılında faaliyete geçecek.
2)Karbon depolama
Termik santrallerde kullanılan kömür ve türevlerinin atık olarak havaya saldığı karbondioksitin küresel ısınmaya neden olduğu biliniyor. Norveç'te 1996 yılından beri kullanılan bir yöntemle termik santrallerden çıkan karbon dioksit petrol kuyularına depolanabiliyor. Avrupa Birliği, atıklarını bu yöntemle depolayacak 12 termik santral projesine başladı. Santraller 2020 yılında tamamlanacak.
3)Akıllı sayaç
Gereksiz elektrik kullanımını önlemek için dünyada akıllı sayaç kullanımı artıyor. İtalya’daki evlerin yüzde 85’inde akıllı sayaç bulunuyor. ABD ise sıralamada ikinci durumda.

4)Rüzgar Enerjisi
2020 yılında İngiltere’nin enerji ihtiyacının yüzde 30’unu rüzgardan karşılaması bekleniyor. Norveç ise Haziran 2009’da karadan 10 km açıktaki yüzer platformlarda ‘rüzgar tarlalarını’ devreye sokacak.
5)Nükleer Enerji
Çin, Güney Kore, Hindistan ve Rusya’nın aralarında olduğu 13 ülke halen 53 reaktörün yapımına devam ediyor. Gelişmiş güvenlik önlemlerinin kullanılmasıyla nükleer enerji tekrar gündeme geldi. İngiltere yüksek maliyetleri koyduğu karbon vergileriyle karşılamak için bir dizi plan hazırlıyor. Gelişmelere rağmen İngiletere 25 yıldır ülkesinde hiçbir nükleer tesis inşaa etmedi.
6)Güneş panelleri
Evlerde suyu ısıtmak için oldukça yaygın olarak kullanıyor. Gelecekte panellerden oluşacak güneş çiftlikleri enerji ihtiyacının giderilmesi için kullanılacak.
7)Hızlı toplu taşıma
Elektirik ve hidrojenlere çalışan araçlara yaygınlaşırken ilerde sürücüsüz ve doğayla barışık trenler şehirlerin vazgeçilmezi olacak. Prototipler Londra Heathrow Terminali’nde test ediliyor.
8)Karbon ticareti
Henüz yeni bir finans piyasası olan karbon borsasında salım hakkını kullanmayan şirketler haklarını başka şirketlerini satarak hem dengeyi koruyor hemde para kazanıyorlar.
9)Dalga Enerjsi
Yılana benzer dalga yakalayıcıların kulanılmasıyla denizlerdeki dalgalardan üretilen enerji miktarında büyük artış gözlendi. Portekiz ve İskoçya bu konuda pilot bölgelerde uygulamalara başladı. Dalgadan enerji üretme tekniğinin rüzgar enerjisinin 15 yıl gerisinde kaldığı düşünülüyor ve asıl gelişmelerin 2020'lerin ortlarında olması bekleniyor.
10)Çevreci uçaklar
Yeni tasarlanan ‘süzülen kanatlar’ teknolojisiyle yakıttan yüzde 25 tasarruf edilmesi planlanıyor. Boeing ise yeni tasarladığı motorlar için yüzde 35 daha az yakıt kullanımını garanti ediyor. Karbon salınımının önemli bir kısmının uçaklarda kullanılan yakıtlardan kaynaklandığı göz önüne alındığında bu gelişmelerin küresel ısınmanın önüne geçilmesi için kritik bir
rolü bulunuyor.


11)Gel-git enerjisi
Mevcut teknolojiyle pahalı ve az verimli gibi görünse de denize kıyısı olan ülkeler enerji ihtiyaçlarının yüzde 5 ‘ini bu şekilde karşılayabilir.

12)Güneş çatıları
Güneşten gelen enerjiyi alıp eletrik enerjisine çeviren çatılar yueni nesil evler için tercih nedeni olmaya başlayacak.
13)Güneş pencereleri
Evde kullanılan enerji için çatıların yeterli olmadığını düşünen bilimadamları pencerelerin üstüne yerleştirilen ve güneş enerjisini elektiriğe çeviren hücreleri genel kullanıma sunmaya hazırlanıyor.
14)Dönüşümlü ısı pompaları
Isı pompları, yaızn toplanan ısının yera atlında depolanması ve kış geldiğinde ise evin depolanan ıenerjiyle ısıtılması için kullanıyor. Günmüzde kırsal alanda yaşasyanlar bu yönetemi sıkça kullanıyor.
15)İkinci jenrasyon biyoyakıtlar
Mısırdan elde edilen biyoyakıtın 100 misli su yosunlarından elde edilebilir. 2030 yılında jet yakıtlarının yüzde 12 ‘sinin yosunlardan elde edileceği düşünülüyor.
16)LED ampüller
Philips tarafından geliştirilen yeni nesil ampüller geleneksel ampüllere göre yüzde 95 enerji tasassurufu sağlıyor. Yeni nesil ampüller mekanik olmamamakla birlikte ışığın şeklini ve büyüklüğünü elektiriksel olarak ayarlaayrak maksimum verim sağlıyor.


17)Sıcak su ile enerji
Danimarkada’da birçok eve santraller tarafından ısıtılan sular borular aracılığıyla aktarılıyor. Santarllerde ısıtlan suyun boşa gitmesi yerine bu şekilde değerlendirilmesinin yaygınlalştırlıması palanlanıyor.
18)Video konferans
Uçak yolculukları yerine video konferansların tercih edilmesi yakıt tüketiminde ciddi azalmalara yol açabilir.
19)Teknolojik gelişim
Teknolojiyle herşey mümkün! Elektrikle çalışan arabalarla 40 ila 400 km yolculuk yapmak mümkün. Elektrikli arabaların meznili uzaması ise lityum-ion pillerinin gelişmiyle mümkün olacak.
20)Güneş yansıtıcıları
Uzaya yerleştirecek yansıtıclıar ile Dünya'ya geri dönen mikro dalga ışınlarından enerji üretilmesi planlanıyor.